Nümismatik nedir?

Nümismatik biliminin nedir? Tarihçesi ve amacı…

Nümismatik bilimi nedir?

Nümismatik madeni para, kağıt para, madalyon ya da jetonların koleksiyonculuğunu ve paraları inceleyen bilim dalıdır. Bu alanda uzman kişilere “nümismat” adı verilir.

Etimolojik olarak dilimize Fransızca’dan geçen kelime, sikke ve parayı ifade eden Grekce ‘nomisma’ kelimesinden türetilmiştir. Nümismatik kelimesi sadece para bilimi’ni değil para ile ilgili olan şeyleri de ifade etmekte kullanılır. Bu sebeple para bilimi ile ilgisi olmayan ancak madeni ya da kağıt para koleksiyonu yapan kişilere de nümismat denilebilir. Meskükat ise madeni paraların çoğulunu ifade eden Arapça kökenli bir kelimedir.

Romalılar döneminde başlayan para koleksiyonculuğu’nun ilk temsilcisi Sezar’dır. Türkiye’de 1900’lü yılların başında müzeciler tarafından başlatılan kolleksiyonerlik 1968 yılında da 22 nümismat tarafından “Türk Nümismatik Derneği “ kurulmuştur.

Nümismatik bilimi ile uğraşan kişilerin amacı sikke, madalya ve banknotları inceleyen dönemin tarihi, dini, coğrafi, üzerlerindeki sanatsal figürleri, örf ve adetleri ve ticaret sistemleri hakkında bilgi üreten ekonomi bilimine destekleyici bir dal olmuştur. Banknotlar, sikke buluntuları, hatta kazılar sırasında diğer nesnelerle birlikte bulunan ya da defineler arasında tesadüfen ele geçirilen sikkeler, arkeolojik araştırmayla elde edilen bulguların dönemsel düzenleme için tarihlendirilmesinde kullanılan önemli bir kaynaktır.

Paranın tarihi

Ödeme aracı olarak kullanılan günümüzdekinden farklı birçok para türü bulunur. Deniz kabuğu, kemik, taş para, post, tuz, istiridye Para ya da ham altın gibi nesneler dönemlerinde para yerine kullanılmışlardır. Ancak zaman içerisinde para da gelişim göstermiş sikkeler kullanılmaya başlamış ve ardından banknotlar üretilmiştir.

İlk sikkeler Lidya krallığı döneminde MÖ 650 ve 600 yılları arasında ödeme aracı olarak ortaya çıkmıştır.

Madenin dökümüyle elde edilmiş yuvarlak “Sikke”, az bulunan değerli bir madenden yapıldığı için diğer takas mallarına oranla daha uzun ömürlü bir değere sahiptir.

Tahmini ilk metal paraların buluntularına Akdeniz bölgesi ve çevresinde rastlanmıştır ve buluntular MÖ 2000 tarihine dayanmaktadır. İlk buluntular içerisinde bronzdan yapılan evcil hayvan motifleri de tespit edilmiştir.

Antik Roma’da Sezar ve Augustus yönetiminde kapsamlı bir Sikke reformu uygulanmıştır. Bu reform şu şekildedir:

  • 1 Altın eşittir 25 Gümüş
  • 1 Gümüş eşittir 4 Sesterz
  • 1 Sesterz eşittir 2 Dupondius
  • 1 Dupondius eşittir 2 As
  • 1 As eşittir 2 Semis
  • 1 Semis eşittir 2 Quadrant

Değer şeması şu şekilde de gösterilebilir: 1 Aureus = 25 Dinar = 100 Sesterz = 200 Dupondius = 400 Asse = 800 Semis = 1.600 Quadrant

Osmanlı’da ve günümüzde para

9. yüzyıldan sonra Ortadoğu ve Anadolu’ya yerleşen Türkler kurdukları devletlerde bazı mahallelerde para basmaya başlamışlar ve bu mahallelere “Darphane” adı vermişlerdir.

Osmanlı’da 15. yüzyılın sonuna kadar gümüş akçe ve bakır mangır kullanılırdı. Temel para birimi olan akçe’dir. Sikkeler Osmanlı’nın ilk yıllarında gümüşten imal edildiğinden, sikkeye Ak (beyaz, temiz, parlak) para anlamında akçe adıyla anılmaya başlandı. Fakat 15. yüzyıldan sonra Osmanlı parası anlamındaki kullanımı resmiyet kazandı.

İlk dönemlerde bölgesel olarak kullanılan akçeler 15. yuzyıldan Bizan ve Konstantinopolis topraklarında da kullanılmaya başlandı.

Osmanlı Devletinin bugüne kadar ele geçen nümismatik materyallerden tespit edilen ve sayısı 40’ı bulan para darp merkezlerinin başında Bursa, Edirne, Amasya, Erzurum, Konya, İzmir, Serez, Sofya, Şam, Bağdat, Tiflis, Mısır, Tunus ve Cezayir gelir. Osmanlının son dönemlerine gelindiğinde sadece istanbul’daki darphane, devletin ana darphanesi olma özelliğini devam ettirmiş ve 1843 yılında diğer darphanelerin faaliyetine son verilerek bu tarihten sonra yalnız İstanbul’daki darphanede para basılmıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında ise Darphane üçüncü kez olarak İstanbul’daki aynı yerinde 8 temmuz 1967’de tekrar kurulmuştur.

Cumhuriyet döneminin ilk madeni parası, 1924 yılında çıkarılan 10 ve 5 kuruşluklar ile 100 paradır. Harf devrimi o dönemde daha yapılmadığı için yazı ve rakamlar Arap harfleriyle basıldı. Bunları bir yıl sonra çıkarılan nikelden yapılmış 25 kuruşluklar izledi.

Latin harfleriyle basılmış ilk madeni para 1934 yılında 830 ayar gümüş olan 100 kuruş değerinde tedavüle çıkarıldı. 718000 adet basılan bu paralar çok beğenildi. Üzerinde yer alan Atatürk portresi Londra darphanesinin ünlü gravürcüsü Medkaley tarafından yapılmıştır.

Günümüzde ödemelerde sikkeler ve banknotların artık maddesel değerleri ön planda değildir ve istendiği zaman değerli metallerle takas edilememektedir. İtibari paralar buna örnektir. Artık geçerli olan Kurantgeld değil kredi parasıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir